Yeni

Bilincin Öznel Evrimi -Yüzen Deneyim Dünyasý 

...Birinci Dúnya SavaËýndan ónce úniversitede hukuk óÊrencisiydim. Son yýl Mr. Stevenson adlý bir profesórún yanýnda felsefe okudum. Stevenson bir Alman bilim adamýydý ama savaË sýrasýnda Hindistan vatandaËý olmuËtu. VerdiÊi ders ontoloji ve psikolojiydi. Profesór Stevenson’un dili Ôok sadeydi ve tezini kanýtlamak iÔin ince savlar óne súrerdi. Ateizme karËý dórt savý vardý, iÔlerinden birini Ôok yararlý bulurum: “HerËeyin baËlangýÔ noktasý bilinÔtir.” SóylediÊiniz herËey bilinÔ gerektirir. Herhangi bir ifade, bilinÔ gerektirir.

    EÊer fosili incelersek ne górúrúz? Siyahtýr, serttir, belli bir kokuya, bazý ózelliklere sahiptir, peki ama nedir bunlar? Bunlar bilincin deÊiËik aËamalarýdýr. Bilincin yardýmý olmadan iddiada bulunmak olanaksýzdýr. HiÔbir iddia óne súrúlemez. Bir kiËi fosilin en ilkel madde olduÊunu sóyleyebilir ama fosil ne anlama gelir? Bir miktar renk, duyu, sertlik, tad ; ama geri plan bilinÔtir.

    HerËey analiz edildikten sonra bunun bir fikir, bir dúËúnce olduÊunu anlayacaÊýz. Berkeley’in teorisi budur. HerËey bilinÔ okyanusunda bir fikirdir. BuzdaÊý tuzlu okyanusta nasýl yúzerse, fosil de bilinÔli okyanusta óyle yúzer. Aslýnda herËey, óne súrdúÊúmúz herËey, deneyim dúnyamýzda var olan herËey, bilinÔ okyanusunda bir buzdaÊý gibi yúzúyor. Bu nokta asla Ôúrútúlemez.

    Ben bunun deneyimini þahsen yaËadým. Yirmi úÔ yaËýndayken dúnyaya karËý derin ve doÊal bir kayýtsýzlýÊým vardý. O dónemde, bilincin gerÔekliÊi ile ilgili bir deneyim yaËadým. Kaymak sút úzerinde nasýl yúzerse, maddesel dúnyanýn da bilinÔ úzerinde óyle yúzdúÊúnú hissettim. Bilincin gerÔekliÊi, bizim Ëu anki deneyimlerimizin gózle górúnen gerÔekliklerinden Ôok daha derindir. Deneyim dúnyasý sútte yani zihinde yúzen kaymak gibidir. Fiziksel dúnya, zihin dúnyasýnda yúzen gerÔeÊin sadece górúnen kýsmýdýr. Bunu ben kendim hissettim. Çok fazla miktarda sút olduÊu zaman, sútún úzerinde yúzen ve sútú kaplayan kaymak belli belirsizdir. Ayný bunun gibi, bu fiziksel dúnyanýn, gerÔeÊin yalnýzca belli belirsiz bir parÔasý olduÊunu ve Ëu anda geri planda olan ince súptil dúnyanýn ise Ôok daha geniË olduÊunu o dónemde hissedebildim. Zihinsel dúnya uÔsuz bucaksýz bir gerÔekliktir, fiziksel dúnya ise o zihinsel dúnya úzerindeki kúÔúk bir órtúdúr.

    Gózle, kulakla, dille, burunla, deriyle – dýË duyulardan herhangi birisiyle – algýlanan herËey yalnýzca gerÔekliÊin úzerini órten órtúdúr. çrÏmad-Bhågavatam’da Prahlåda Maharaj der ki, na te viduè svårtha-gatiì hi vi£òuì, duråßyå ye bahir-artha-måninaè. Bizler gerÔekliÊin órtúsúne Ôok fazla deÊer veriyoruz, bizler zihnimizi dýË órtúye adýyoruz – bahir-artha-måninaè – ama ebedÅ óze derinlemesine dalmýyoruz. EÊer gerÔeÊe dalacak olsak, orada Vi£òu’yu bulacaÊýz. En huzur verici óz iÔtedir ama órtúlúdúr; ayný sútún kaymakla órtúlú olduÊu gibi. Bizler ise o órtúyú Ôok fazla ónemsiyoruz. GerÔek óz iÔeridedir; nasýl ki meyve kabuÊuyla órtúlúdúr aynen óyle. Þu anda deneyimlediÊimiz órtúdúr, kabuktur ve bunu Ôok fazla ónemsiyoruz, kabuÊun koruduÊu asýl ózú ise góz ardý ediyoruz.

    GerÔeÊi arayýËta ilk adým bu kabuÊu delmek ve iÔteki bileni bulmaktýr. Ardýndan Ôózúmlememize baËlarýz. O nedir? O atomik toz zerresi gibi bir atom mudur? Yoksa bilinÔ boyutunda fantastik bir atom mudur? Ýlk baËta gerÔekliÊe bu túrlú yaklaËmalýyýz. Ortada bilen ve bilinmeyen, sorgulayan ve sorgulanan vardýr.

    Kendinizi bulmaya ÔalýËýn. Sonra zamanla, ruh olduÊunuzu, iÔteki bilinÔ zerresi olduÊunuzu anlayacaksýnýz. Ve siz nasýl maddeyle órtúlú ruh can iseniz, bútún dúnya da aynen óyledir; iÔteki ruhanÅ gerÔek órtúlúdúr. Kendinizin ruh can olduÊunuzu farkedince herËeyin bilincin bir parÔasý olduÊunu górebileceksiniz. BilinÔ dúnyasýnýn iÔinde deÊiËik túrden deneyim dúnyalarý yúzer. Deniz, gúneË, ay, aÊaÔlar, taËlar, insanlar, dostlarýmýz, dúËmanlarýmýz hepsi de bilincin iÔinde yúzerler. RuhanÅ boyuta yaklaËtýkÔa onun kendi gerÔek ózúmúze daha yakýn olduÊunu góreceÊiz. Ve bóylece maddenin Ôok ama Ôok uzakta olduÊunu, oysa ruhun yakýn olduÊunu anlayacaÊýz.

    GerÔeÊi bu doÊrultuda idrak etmeye ÔalýËýn. Ruh, ruh can, bilinÔ, ruha daha yakýndýr ve siz de o topraÊýn ÔocuÊusunuz. Madde Ôok ama Ôok uzaktadýr. Oysa engelleyici boyutlar birbirlerine óylesine yakýndýrlar ki ruhanÅ gerÔeÊin yapýsýný górmeyiz. Elinizi gózlerinizin úzerine kapattýÊýnýz zaman elinizi góremezsiniz, ayný onun gibi. Ama eÊer el sadece otuz santim ótedeyse onu Ôok net górebiliriz. Bazen Ôok yakýn olan Ëeyi góremeyiz. Pek Ôok Ëeyi górebilirim ama kendimi góremem.

    Budistler ve diÊer ateistler bilincin maddesel birËey olduÊunu iddia etseler de ben hiÔbir Ëey maddesel deÊildir diyorum. Bilincin maddeden kaynaklanýp kaynaklanmadýÊý sorusuna cevap verecek olsam, o zaman hiÔbir Ëeyin maddesel olmadýÊýný sóylerdim. HissettiÊimiz herËey yalnýzca bilincin bir parÔasýdýr. HerËey bir dúËúncedir, fikirdir: taË, aÊaÔ, ev, beden - hepsi dúËúncedir. BilinÔ boyutu bize idrakimizin ótesinde yakýndýr. Ve belli bir nesne olarak gósterilen ise Ôok uzaktadýr. Bizler sadece dúËúncelerle uÊraËmaktayýz. Bunun dýËýna Ôýkamýyoruz. Deneyimimizin kapsamýnda olan herËey zihnimizin bir parÔasýdýr...